Üç Sarı Gül

3/5/2008 · Kategori: siir _ yazi



Süper markete alışveriş için girmemiştim aslında.. 37 yıllık kocamı kaybedeli bir hafta olmuştu ve bu dükkanda onunla ne tatlı anılarımız vardı..

Ben alışveriş yaparken ortadan kaybolurdu. Nereye gittiğini bilirdim.. Elinde üç tane sarı gülle dönerdi hep..

Rudy sarı gülleri çok sevdiğimi bilirdi. İçim hem sevgi hem hüzünle doluydu.. Birkaç şey alıp sepete attım..

Tek kişi için alışveriş, iki kişiye alırkenden daha çok düşündürüyor insanı, nedense..

Et reyonun önünde bifteklere bakıp, Rudy nin bunlara nasıl bayıldığını hatırlarken bir genç kadın geldi yanıma.. İnce uzun, güzel bir sarışındı.. Bir kocaman pirzola paketi aldı, sepetine attı.. Sonra durdu, düşündü, pirzolaları sepetten çıkarıp, tekrar rafa koydu.. Ona tebessüm ederek baktığımı fark etti aynı anda..

"Kocam pirzolayı çok sever, ama bu fiyatla da alamam ki.. Bilemiyorum..

  Dokunsalar ağlayacağım.. Mavi gözlerinin ta içine baktım. "Kocam sekiz gün önce öldü" dedim, sesimin titremesini kontrole çalışarak.. "Alın bu pirzolaları ve birlikte olduğunuz her anın hazzını yaşayın.."

Başıyla evetledi.. Pirzolaları tekrar sepetine koydu ve yürüdü..

Ben de süt, peynir reyonuna doğru gittim. Şimdi artık hangi büyüklükte süt almalıyım, diye düşünürken, bana doğru gelen yeşil elbiseye dikkat ettim. Oydu.. Sarışın kadın.. Yüzünde o güne dek rastlamadığım kadar güzel ve anlamlı bir tebessüm vardı.. Göz göze geldik..

"Bunları size aldım" dedi.. "Kasaya vardığınızda, parasının ödendiğini göreceklerdir.." Uzandı, yanaklarımdan öptü ve.. Ve sepetime, uzun saplı üç sarı gül bıraktı..

Ona ne yaptığını, bu güllerin benim için ne mana ifade ettiğini söylemek istedim, ama mümkün mü?.. Hıçkırıklara boğulur ve göz yaşlarım görmemi hızla engellerken, uzaklaştığını hayal meyal seçtim.. Sepetimdeki sarı güllere baktım.. Hem de üç taneydiler..

Nerden biliyordu?..

Birden anladım.. Bilmiyordu ki.. Dükkanda yalnız değildim.. Gözlerimde yaşlarla yukarı doğru baktım..

"Rudy.." dedim.. "Rudy, beni unutmadın, beni hala bırakmadın değil mi?.." Rudy, gene benimle gelmişti alışverişe.. Bu sarışın kadın onun perisiydi..

"Ağlamak güzeldir.. Süzülürken yaşlar gözünden, Sakın utanma.." Aynen öyle..

Geliyorsa içinizden aldırmayın.. Ben de öyküyü çevirirken ağladım zaten.. En iyi ağlamayı en çok sevenler bilir!..


(Alıntıdır.)

Tuhaf Aşk - Abdullah TUKAY

29/4/2008 · Kategori: siir _ yazi




  Kızık Gıyşık

Tirlep, issi künde kuynırga tilep
Bir kişi salkın su aldı bir çilek
Üs-başın salgan, velekin şiklene
Su salırga tenge, çünki çirkene
Bir kuya cirge çilekni, bir tuta
Nişlesin, miskin, suvık su kurkıta
Küp azaptan suñra gayretke kilip
Suni cilke arkılı çitke sibip
Kuydı da, sin niçkelep bir bak sana:
“El de tenge tiymedi” dip şatlana!
Min munı yazdım, bu gıyşkım mislidir
Çünki gıyşkım nek minim şul tüslidir
Min süyem, hetta ki gaklımnan şaşam
Süygenimnen şüreli tüsli kaçam
Yulda kürsem, küz yumam, kürmiym, imiş
Ut yutıp yansam da, sir birmiym, imiş
Bir şigır yazsam da, yalgan kul kuyam
Min süygenni bilmesin dip kurkudan
Tugrı kilsem, süz süyliym salkın gına
Bulsa da kükrek tulı yalkın gına
Bir heber bar: Ul hezir kitken, bugay
Şeherine küpten barıp citken, bugay
Kayda ol minnen cibermek hat-selam?!
“Bilmiy kitti, küp şükür” dip şatlanam
Bilmiy diym de, belki, bilgendir eli!
Elle indi bilgenin bildirmedi?
Añlamıym, tüşmiym de añlav kasdına
Şigrimi ceydim ayagı astına
Üyine citkençi basıp kaytsa añar
Şagıyri zur iltifatınnan sanar

Tuhaf Aşk

Sıcak bir günde terleyip de serinlemek isteyen
Bir insan, soğuk su alır bir kova
Üzerini çıkarır, ancak tereddüt eder
Suyu vücuduna dökemez, ürperir
Kâh alır kovayı eline, kâh bırakır
Neylesin zavallıcık, soğuk su korkutur
Çok azap çektikten sonra, gayrete gelip
Suyu ensesinden aşırarak kenara döker
Sonra derin derin düşünür:
“Tenime hiç değmedi” diye sevinir!
Yazdım bunları, çünkü aşkım da böyledir
Aşkım tıpkı benim gibidir
Severim, hatta aklımı kaçırırım
Sevgilimden öcüden kaçar gibi kaçarım
Yolda görsem, gözümü kaparım, bakmam
Şiir yazarsam, değiştiririm
Onu sevdiğimi bilecek diye korkarım
Karşılaşsam, konuşurum gayet soğukça
Göğsüm alevlerle dolu olsa da
Bir haber var: Şimdi o gitmiştir belki
Bir şehrine çoktan varıp ulaşmıştır belki
Ona mektup, selam göndermek, mümkün mü?
“Anlamadan gitti çok şükür” diye sevinirim
Bilmiyor dedim ama, belki biliyordu!
Belki, bildiğini belli etmiyordu
Anlamadım, gayret etmedim de anlamağa
Şiirimi serdim ayağının altına
Evine ulaşınca, dönüp gelse
Şaire iltifat etmiş olur.

Bir Tatar Şairinin Sözleri - Abdullah TUKAY

29/4/2008 · Kategori: siir _ yazi



  Bir Tatar Şagıyrinin Süzleri

Cırlap turam, turgan cirim tar bulsa da
Kurıkmıym, süygen halkım bu Tatar bulsa da
Kükrek birip karşı turam, miña millet
Hezirgi kün mıltık, uk atar bulsa da
Unga, sulga avmıyım, henüz alga baram
Yulda manig kürsem, tibem de avdaram
Kalem kulda bula turıp, yeş şagıyrge
Meglümdir ki, kurku birlen ürkü haram
Şiklenmeybiz duşmannarnıñ küçünnen biz
Bu küngi kün Gali, Rüstem’nerge tiñ biz
Şagıyr gümri hesret, kaygı kürse kürir
Dulkınlanmıy turmıy iç suñ ülken diñgiz
Yahşılıklar irip kitem, balavız min
Maktap süyliym izgi işni, bal avız min
Bir yamanlık kürsem, sügem, maktıy almıym!
Ul tugrıda bik yavız, ay-hay, yavız min!
Yamanlıklar temam mini kutırtalar
Tayak birle güya kursakka türteler
“Nige bulay?” “Yaramıy” dip süylendirip
“Tfu, çurtlar! Ahmaklar” dip tükirteler.

Bir Tatar Şairinin Sözleri

Şiir söylerim, durduğum yer dar bile olsa
Korkmam, sevgili milletim Tatar ne de olsa
Göğüs gerip karşı dururum, bana millet
Şimdi ok atıp, ateş edecek de olsa
Sağa sola sapmam, ileri atılırım
Yolda engel görsem, durmam aşarım
Elinde kalem, yazıp duran genç şair
Bilir ki, korkmak, ürkmek haram
Endişelenmeyiz düşmanın gücünden biz
Bugün artık Ali ile Rüstem’le denkiz
Şair ömrü boyunca kaygılanır, acı çeker
Dalgalanmadan durulmaz engin deniz
Güzellik karşısında bal gibi eririm
Överim iyi şeyleri, tatlı dilliyim
Kötülüğü kınarım, sabredemem!
O hususta pek katıyım, affedemem!
Kötülükler çileden çıkarır beni
Sanki sopa ile döverler beni
“Neden böyle?”, “Olmaz” diye söylenirim
“Ahmaklar, aptallar” derim, öfkelenirim.

Ana Dili - Abdullah TUKAY

29/4/2008 · Kategori: siir _ yazi




Tugan Til

İy tugan til, iy matur til
Etken, enkemniñ tili
Dönyada küp nerse bildim
Sin tugan til arkılı
İy tugan til her vakıtta
Yardemiñ birlen siniñ
Kiçkineden añlaşılgan
Şatlıgım, kaygım minim
İy tugan til sinde bulgan
İñ ilik kılgan duğam
Yarkıkagıl dip üzimni
Etkem, etkemni Hodam.

Ana Dili

Ey ana dili, ey güzel dil
Atam, anamın dili
Dünyada çok şey öğrendim
Sen ana dil vasıtasıyla
Ey ana dil her zaman
Yardımın ile senin
Küçüklükten anlaşılmış
Sevincim, üzüntüm benim
Ey ana dil sende olmuş
En ilk okuduğum duam
Koru diyerek kendimi
Atam, anamı Hüdam.
***

Küçümseme KAŞGAR'ı (Kutluk Şavki)

25/4/2008 · Kategori: siir _ yazi



Küçümseme Kaşgar’ı , bu yerde merdanlar gömülmüş,
Hazreti Sultan Satuk Bugra Hanlar gömülmüş.


Halk için can verip, düşman ile savaşmış,
Ol şehid ü kahraman Alp Arslanlar gömülmüş.



Işık saçıp “Kutadgu Bilig” halkı etmiş bahtiyar,
Has Yusup Hacip gibi ilim erbabı gömülmüş.


Yadıgar etmek için cihana yazdı “Divanü Lugat”,
Mahmudu’l Kaşgari gibi şerefler şanlar gömülmüş.


Celbetmiş Şavki’yi halk için ışıklar saçıp
Bu şehirde nice merdan-ı el gömülmüş.

Kutluk Şavki



Alim, şair ve gazeteci Kutluk Şevki, millî zulüm ve cehalete karşı yorulmadan mücadele eden yeni kültür ve yayıncılık önderlerinden biridir. 1900 yılında Mısır'ın Kahire şehrindeki El Ezher Üniversitesi'nde tahsil görmüştür.

1910 yılında Kaşgar'da Ang (Fikir) gazetesini çıkarmıştır Doğu Türkistan halkını aydınlatmak, zulüm ve cehalete son vermek için büyük fedakarlıklarla mücadele yapmıştır.

1934 yılında yine Kaşgar'da ''Yeni Hayat'' gazetesini neşir ederek bir çok eserler yayınlamıştır. Hac ziyareti sırasında uğradığı İstanbul'dan aldığı Divan-i Lügat-it Türk'ün Kilisli baskısını Uygur Türkçesine tercüme ettiği için, eğitimci şair Muhammed Ali ile birlikte Ekim 1937 senesinde Doğu Türkistan'ı idare eden cellat Şing Şi Sey tarafından idam edilmiştir.

« Önceki :: Sonraki »