2. Günce Günü ve Pandorina

21/6/2008 · Kategori: sanal alem



Blogcu Forumu ailesi olarak gelenekselleştirdiğimiz günce günlerinin ikinci talihlisi pandorina oldu.


Forumdaki 170 mesajının 84'ünü - yarısını - geyik muhabbetinde kullanan ve "rock sever ifadeden" () vazgeçmeyen pandorina, yani nam-ı değer ankebutulu13, "İslami mizah - Kendi Çapında" sloganını kullanıyor.

Mesnevi'den alıntılar ve Necip Fazıl'dan şiirler sunarken, mizah tarzında fıkra ve resimler de ekliyor. Bunun yanında felsefi yanını da güçlendiren pandorina, çeşitli paradokslarla da dikkati çekiyor. Ayrıca, o da benim gibi bir Sagopa hayranı. Fakat Sagopa'nın hayatını Vikipedi'den doğrudan kopyalayıp okumadan yapıştırması, sadece ziyaretçi çekmek amacıyla yapıldığını gösteriyor. Ama, konularının %90'ını kopyalayıp yapıştırdığı için bunu hoşgörmek gerekir.

Tasarımı, Blogcu'nun en beğendiğim tasarımı. Hatta, benim ilk Blogcu sitem olan Elektronik Mürekkep'i, bu tasarımı biraz değiştirerek hazırlamıştım. Fakat, pandorina bu konuda da benim hoşuma gitmedi. Çünkü, arkaplanı zaten siyah olan yazıların çoğunu - Mesnevi'leri, kategori/tarih kısmını...vs. - siyah renkte yapmış ve seçmeden okunmuyor. Ayrıca, yandaki Bağlantılarım bölümünde, sayfa adreslerinin başına "http://" takısı eklemediğinden sitelere ulaşılmıyor. Hatta, "20 soruda evrim" isimli Harun Yahya (Adnan Oktar) kokan "20 soruda evrim" isimli kategoriye hiç ulaşılmıyor.

Sayfasında tek beğendiğim yer, o meşhur "uzun cümlesi". Türbanlıları savunuyor, onların "öcü gibi gösterilmesine" tepkisini ortaya koyuyor. Ama, benim de her zaman söylediğim "başörtülülere evet, türbanlılara hayır" lafının mantığını hala çözememiş durumda. Kulağını tersten tutmakla meşgul. Ben mitinglere katılmanın gereksizliğini düşünüyorum, çünkü mantık güzel olsa da yaptırım gücü yok mitinglerin. Ama o, Atatürk ilke ve inkılâplarına sahip çıkmayanları kutluyor. Sonra, Mehmet Ali Birand'dan en az benim kadar nefret ediyor ama - bir diğer sevmediğim isim olan - Fatih Altaylı'nın programındaki kızlar hakkında bir yazısını göremedim.

Söylenecek çok şey var da kısa keseyim. Çünkü, bunları okuyunca bana acı bir yorum bırakacağından eminim. Ama "elçiye zevâl olmaz". Özetle, fikirlerini daha nesnel hale getirmesinden, tasarımını değiştirmesinden, özellikle kopyala-yapıştır'dan vazgeçmesinden başka dileğim yok kendisinden.

Son olarak, Eylül 2005'te başlamasına rağmen, bunca zaman kopyala-yapıştır'dan kurtulamamasına üzüldüm. Ben de Ocak 2005'ten beri çeşitli sayfalarda devam ettim ama genelde kendi kişisel yazılarımdı. Nacizane tavsiyemdir.

- Not : "Blog Günü" yerine bilerek "Günce Günü" dedim. Artık, "blog" kelimesi yerine "günce" demeye başlıyorum. Çünkü, kelimeler kullanıldıkça yaşar. Uygun bir takma isim ve gerekli zamanı bulabilirsem, "blogra"dan başka bir isimde devam etmeyi düşünüyorum.  -

Ben de Gemideyim!

20/6/2008 · Kategori: serbest

Bir arkadaşım, 5 Haziran'da şu iletiyi bana gönderdi :

...

Greenpeace'in gemilerinden Arctic Sunrise, 30 Mayıs sabahında Kıbrıs Kanalı'nda, üç orkinos teknesinin saldırısına uğradı. Orkinos avcıları tarafından gerçekleştirilen bu saldırıdan sonra gemimiz Arctic Sunrise, Kıbrıs Kanalı'ndaki çalışmasına ve orkinos avcılığını belgelemeye devam ediyor.

Geçen hafta yaşananlar, yalnızca barışçıl bir organizasyona yapılmış bir saldırı değil, aynı zamanda balıkçıların kendi geleceklerine yaptığı bir saldırıdır.

Akdeniz'i, onu yağmalayanlardan korumak için şimdi yardımınıza ihtiyacımız var. 

Akdeniz'in %40'ının Deniz Rezervi ilan edilmesini sağlamak için siz de www.bendegemideyim.com sitesine tıklayın. Akdeniz için ben de gemideyim diyerek denizimizin sahipsiz olmadığını birlikte gösterelim. Eğer kampanyamıza daha doğrudan bir katkıda bulunmak isterseniz, size ulaşabileceğimiz bir telefon numarasını bilgi@greenpeace.org.tr adresine göndermeniz yeterli.  

Şimdiden teşekkürler!

Greenpeace Akdeniz Ekibi

....

Ben de böylelikle "gemiye bindim". (Bir yerlerde "Buğra CERAN" ismini görürsünüz.) Fakat kimseyi çağırmamıştım. Sanki bunu bilircesine, Greenpeace'ten bir bilgi mektubu daha yolladılar.

...

Gemimiz Arctic Sunrise?da size de yer var!

Merhabalar,

Gemimizdeki kişi sayısı 7000'e yaklaştı. Akdeniz kampanyasına destek olan ve zaman zaman gözlerimizin dolmasına neden mesajlar yazan herkese teşekkür ederiz. Kampanyayı kazanacağımıza olan inancımız her gelen mesajla biraz daha pekişiyor, güçleniyor.

Kampanyaya henüz katılmayanlara ise acele edin diyoruz çunkü gemimizde sadece 3000 kişilik yer kaldı. Gemiye binmek için tıklayın.

Gemimiz şu anda Yunanistan açıklarında Akdeniz kampanyamızı tüm hızıyla sürdürüyor. Dört biliminsanının da katılımıyla bölgede dalışlar yapılıp haritalama çalışmasına devam ediliyor. Özellikle o bölgede yoğunlaşan muhteşem güzellikteki Poseidon Çayırları, turumuzun Yunanistan ayağının belki de en önemli bölümünü oluştruyor.

Turla ilgili güncellemelerimiz elbette devam edecek. Bizler biliyoruz ki Akdeniz?i kurtarmak ancak bu hazineyi paylaşan ülkelerin ortak çalışması ile mümkün.

Şimdi arkadaşlarınızı kampanyadan haberdar ederek Akdeniz'in kurtulma şansını arttırabilirsiniz. Linki zaten biliyorsunuz: www.bendegemideyim.com.

Hoşçakalın!

Greenpeace Akdeniz

Thank You!

www.greenpeace.org.tr Tel: (212) 292 76 19

...

Duydunuz zilin sesini!Gülümsüyor

18 Haziran 1939

18/6/2008 · Kategori: defterim



18 Haziran
1939.

Bursa ve Mersin elektrik tesisleri devletleştirildi.

...

Bursa, Mersin...

Elektrik, devletleştirme (ekonomi, muhasebe)...

11 Mayıs + 39 = 18 Haziran.

...

Ben bir şey demiyorum.

TÜRKİYE : 3 ÇEK : 2

15/6/2008 · Kategori: euro 2008



Anlatılmaz, yaşanır.

Türkiye, çeyrek finalde.

Maçın anlatımı
Maçtan fotoğraflar
Gollerin görüntüleri

Babam...

15/6/2008 · Kategori: defterim



Babam...
Nasıl anlatacağımı bilemediğim, ama özeti olduğum adam...
Hiçbir zaman onun gibi olamayacağımı bildiğim, ama hep özendiğim adam...

Babam...
Sertliğinde şefkât, tebessümünde hüzün, suskunluğunda fedâ, kahkahasında cefâ gizleyen adam...
Serçe parmağına tutunarak büyüdüğüm, ama tırnağı bile olamadığım adam...

Babam...
Gözyaşını gizleyen, yüzümüzü güldüren, akşamları yolunu beklediğimiz adam...
Geceleri sayıklamaları da olmasa dertli olduğunu bilmediğimiz, her zaman arkamızda olduğundan hiç görmediğimiz, kıymetini bilmediğimiz adam...

Dedemi kaybedince anladım babamın değerini; ilk defa o zaman gördüm babamın da ağlayabildiğini. Kardeşimle bizi yetiştirirken, sürekli, kendi babasını anlatır bize. Belki de onun baba sevgisinden dolayı bu kadar seviyorum babamı.

Yine de kelimelere sığdıramıyorum işte.

Zaman zaman kavga ederz onunla, aynı kutupların birbirini itmesi gibi. Sonra anlarım onunla ne kadar çok benzeştiğimizi. Aynaya bakarım, onu görürüm kendi yüzümde. Beni tanımayanlar kimin oğlu olduğumu bilirler o yüzden.

Bıyıklarım ilk terlemeye başladığında, aynada onun gibi olacağımı hissediyordum. Saçlarımı onun gibi tarıyordum, gayri ihtiyari. Ellerime bakıyorum. Artık onunkilerden daha büyük ellerim var, ama benim gözümde hâlâ dev gibi elleri var onun. Ben hâlâ babamın, serçe parmağıyla gezdirdiği küçük oğluyum.

Adam gibi adam olmak için, ne kadar az söylesem de, duygularımı senin gibi, sorumluluğumla ve gözlüklerimle gizlesem de...

Seni seviyorum baba.

Babam...
Evimizin direği...
Allah seni bize bağışlasın; başımızdan eksik olma.

Babalar günün kutlu olsun, baba...
"Allah, nice bu aylara, bu günlere kavuştursun hep birlikte, inşallah..."


 

« Önceki :: Sonraki »