Tatar halk şairi : Abdullah TUKAY

29/4/2008 · Kategori: Turk_e



Abdullah TUKAY (Ğabdulla Tuqay)
(26 Nisan 1886 - 15 Nisan 1913)

"Söylerim türküler, yaşadığım yer dar gelse bile,

Korkmam, sevgili milletim Tatar ne de olsa.
Göğüs gerip karşı dururum, bana millet,
Şimdi ok atıp, ateş edecek de olsa."

Mehmet Arif oğlu Abdullah Tukay (Tatarca dilinde: Möxämmät-Ğärif ulı Ğabdullah Tuqay) veya bilenen adıyla Abdullah Tukay (Tatarca: Ğabdullah Tuqay) Tatar halk şairi, yazar ve yayımcı. Tukay çağcıl İdil Tatar edebiyatı ve dilinin babasıdır.

26 Nisan 1886'da Kazan bölgesi Quşlawıç adlı kentinde doğmuştur. Elden ele dolaşarak çocukluğunu Sasna, Üçili kentinde geçirdi, ilk öğretimini Kırlay medresesinde aldı. 1895 sonra Kazakistan'da Uralsk adlı kentinde akrabalarının yanında aile terbiyesi gördü. Orada Tatar edebiyatı ile halk edebiyatını incelikleriyle öğrendi, Arapça, Farsça, Rusça, Başkurtça, Türkçe gibi ve diğer halkların edebiyatları, Şark felsefesi ile aruz teorisini Mutiullah Hazretin kendisinden öğrendi.Türk ceditçisi, göçmen Abdülveli onu Türkçe ve Fransız edebiyatları ile tanıştırdı. Tukay daha sonra Abdülveli için dünyayı tanımak için gözümü açan kişi demiştir.

Tukay medresede okurken şiirler yazmaya başladı. 1905 yılının başında Sosyal Demokratlar organı olan Uralets gazetesine mürettip olarak girdi. Şehirde cereyan eden ihtilâl hareketlerine de iştirak etti. Kamil Muti'nin çıkardığı Fikir, El Asrü Cedit gazetelerinde, Uklar jurnalında faal olarak çalıştı. Bu organların hem mürettibi, hem musahhihi, hem yazarlarından birisi, hem de redaktörü idi. Cayık'ta Tukay'ın şairliği ve yazarlığı gelişti, şöhreti bütün Rusya'ya yayıldı. Tukay 1907 yılının güzünde Kazan'a döndü. O zamanki edebî medenî muhitin merkezinde olgunlaştı.

15 Nisan 1913 tarihinde tüberküloz hastalığından 26 yaşındayken ölmüştür.


Kaşgarlı Mahmud'dan Savlar ve Dörtlükler

25/4/2008 · Kategori: Turk_e



SAVLAR

Erdem başı tıl
'Erdemin, yani faziletin başı dildir.'


Ot tise ağız köymes
' Ateş demekle ağız yanmaz'

Közden yırasa köngülden yıne yırar

'Gözden ıraklaşan gönülden de ıraklaşır.'

Tağ tağka kavuşmas kişi kişike kavuşur
'Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.'

Öd keçer kişi tuymaz, yalanğuk oğlı mengkü kalmas
'Zaman geçer kişi duymaz, insanoğlu baki kalmaz.'

Suv körmeginçe etük tartma
'Suyu görmeden pabuç çıkarma.'

Tüzün birle uruş utun birle üsterme
'Ağırbaşlı ile uğraş, yüzsüzle yarışma.'

Neçe munduz erse eş edgü, neçe egri erse yol edgü
'Ne kadar ahmak olursa olsun arkadaş yalnızlıktan iyidir;
ne kadar eğri olursa olsun, yol yolsuz kalmaktan daha iyidir.'

DÖRTLÜKLER

Begler atın arğurup
Kadgu anı turgurup
Mengzi yüzi sarğarıp
Kürküm anğar türtülür
'Beyler atlarını yordular, kaygı onları durdurdu, yani sardı; benizleri sarardı; sanki safran sürülmüştü'

Tumlığ kelip kapsadı
Kutluğ yayığ tepsedi
Karlap ajun yapsadı
Et yin üşüp emrişür.
'Soğuk gelip kapladı, kutlu yazı çekemedi; kar yağarak dünyayı kapattı vücut üşüyerek titriyor'

Yığlap udu artadım
Bağrım başın kartadım
Kaçmış kutug irtedim
Yağmur küni kan saçar.
'Arkasından ağlayarak bozuldum, bağrımın yarasını deştim, giden saadeti aradım, gözüm yağmur gibi kan saçar.'

Tümen çeçek tizildi
Bükünden ol yazıldı
Öküş yatıp üzeldi
Yerde kopa adrışur
'Yazın gelişi dolayısıyla, tümen tümen çiçek dizildi, yer altında yatmaktan sıkılan bitkiler yerden fışkırıyor ve birbirinden ayrılıyor.'

Yaşın atıp yaşnadı
Tuman turup tuşnadı

Adğır kısır kişnedi

Ögür alıp okraşur
'Bahar dolayısıyla: bulut şimşek çaktırdı ve bulutlar coştu; kısrakla aygır baharın geldiğini görerek kişnediler, her aygır kısrağını aldı.'



Erol Güngör - Eserleri

24/4/2008 · Kategori: Turk_e



Bugüne kadar Erol GÜNGÖR hakkında pek çok eser yazılmıştır. Bunlardan bazıları şunlardır:

*Turgut Topbaş, Milletle İç İçe Bir İlim Adamı, Türk Edebiyatı, İstanbul, Haziran, 1982;
*Vehbi Başer, Erol Güngör için, Ankara 1988;
*Şeyma Güngör, TDV, İslam Ansiklopedisi XIV. 305–307;
*Hanefi Bostan, Yedi İklim, Ekim 1994.
*Murat Yılmaz, Erol Güngör, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara 2006.

TELİF ESERLER

*Ahlak Psikolojisi ve Sosyal Ahlak (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2000)
*Dünden Bugüne Tarih Kültür ve Milliyetçilik (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2005)
*İslam’ın Bugünkü Meseleleri (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2005)
*İslam Tasavvufunun Meseleleri (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2004)
*Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2003)
*Sosyal Meseleler ve Aydınlar (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2003)
*Türk Kültürü ve Milliyetçilik (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2004)
*Türkiye’de Misyoner Faaliyetleri (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2005)
*Tarihte Türkler ( Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2006)
*Kelâmî Sahada Estetik Yapı Organizasyonu (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 1999)
*Şahıslar Arası İhtilafların Çözümünde Lisanın Yönü (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 1998)
*Değerler Psikolojisi Üzerine Araştırmalar (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 1998)

TERCÜME ESERLER

*Batı Düşüncesinde Büyük Değişme (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 1996)
*Dünyayı Değiştiren Kitaplar (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2005)
*İktisadi Gelişmelerin Merhalesi (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 1999)
*Sosyal Psikoloji (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 1999)
*Yirminci Asrın Manası (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 1997)


ESERLERİNDEN SEÇMELER

Ahlak Psikolojisi ve Sosyal Ahlak

 Ahlak Psikolojisi’nde daha ziyade ferdi hususlar, Sosyal Ahlakta ise içtimai hususlar açıklanır. Ferdin kişiliğinin oluşmasından başlayarak toplumdaki hukuk sisteminin oluşmasına kadar bir dizi gelişme sebep ve neticeleriyle birlikte ele alınır. Bu oluşa tesir eden vakıa ve olgular etraflıca değerlendirilir. Yazar ilmi bir çerçevede kalarak şahsiyeti oluşturan unsurlar ile toplumu oluşturan kurumların ideal yapıları hakkındaki kanaatlerini izah eder.

İslamın Bugünkü Meseleleri

Yazıldığı dönemde seviyeli bir entelektüel tartışmaya zemin hazırlamıştır. İslam Davasının siyasi bir dava olduğuna inanmayan yazarın, geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısında vücuda gelen "uyanış" ve bu uyanışın Türkiye'ye akseden çeşitli tezahürlerini ele aldığı kitabıdır. 19. yüzyılda İslam'ın ortaya koyduğu medeniyetin mağlup olduğuna, fakat temel problemin, modern hayata uygun bir hukuk sisteminin yeniden üretilememesinde yattığına dikkat çeker. İçtihat kapısının kapalı olduğu yönündeki görüşleri eleştirir. İslam'ın, kendi içinde tutarlı ve dengeli bir değerler sistemi sunduğunu, çağımızın İslam prensiplerine çok geniş bir uygulama sahası verebileceğini öne sürer. Sözü geçen uyanışın hangi hal ve şartlarda köklü ve kalıcı neticeler doğurabileceğini anlamak için mutlaka okunması gereken bir eser.

İslam Tasavvufunun Meseleleri

İslâm'ın bugünkü meselelerinden farklı olarak sadece İslam tasavvufunun meselerini ele almakta fakat sosyolojik yaklaşımı ve inceleme metoduyla bir bakıma onu tamamlamaktadır. Tasavvufun İslâm'daki yeri nedir? Tasavvufî düşünce İslâm'a yabancı doktrinlerden mi gelmiş, yoksa onun içinde mi teşekkül etmiştir? Tasavvufta dış tesirler varsa, bunlar nelerdir ve İslâm ile ne derece telif edilmiştir? Günümüzde tasavvuf Türk aydınının zihnini ne bakımlardan meşgul etmektedir? Çağımızın tarih, felsefe, sosyoloji, psikoloji bilgileri hesaba katıldığında, tasavvuf üzerinde nasıl bir değerlendirme yapılabilir? Tasavvufî düşüncenin geleceği ne olabilir?

Türk Kültürü ve Milliyetçilik

Yazarın hocasına ithaf ederken hocalığını ispat ettiği eseridir. Yazıldığı dönemdeki ideolojik tartışmaları elinin tersiyle iter ve ilmi verilerin ışığında hakikatleri söyler.

"Bilindiği gibi milliyetçilik bir memleketteki milli kültüre dayanır. Hâlbuki Türkiye'deki Batılılaşma hareketleri sonunda okumuş tabaka Türk Kültürü'ne büyük ölçüde yabancı kalmış, hakiki bir kültür yaratarak bunu milletin bütün tabakalarına yaymayı da başaramamıştır. Tarih içerisinde gelişen Türk milli kültürünü daha çok halk kitleleri muhafaza etmiş bulunuyorlar. Şu halde milli kültürün modern imkanlarla geliştirilmesi demek olan milliyetçilik, ister istemez, halk içerisinde yaşamakta olan temel kültür unsurlarına dayanmak zorundadır."

Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik

Sosyal Psikolojinin kadim problemini ülkemize tatbik eden, yaşattığı dönemi soğukkanlılıkla gözlemleyen, çareler gösteren bir eserdir.

"Bugün herkes biliyor ve görüyor ki, Türkiye çok hızlı ve geniş çaplı bir değişme içindedir. Hiç kimse bu değişmenin kendi seyrine bırakılmasına taraftar değildir; herkes kendi fikrine göre bu değişmeyi şu veya bu şekilde kontrol altına almak istemektedir."

"Herkeste aynı soruya rastlıyoruz: Neyi alalım, neyi atalım? Buna karar verebilmek için önce bu konularda bizim irademizin ne kadar geçerli olduğunu bilmemiz gerekiyor. Bizim bu kitaptaki tezimiz, alınacak ve atılacak şeylerin bir envanterini çıkarmaktan ziyade, milli bünyeyi kuvvetlendirici tedbirler üzerinde çalışmanın doğru olacağıdır."

Dünden Bugünden - Tarih - Kültür ve Milliyetçilik

"Pek çok kimse eski medeniyetimizi bıraktığımızı, ancak yenisini de benimseyemediğimizi söyler ve asıl problemin Batılılaşmamış olmamızda yattığını iddia eder. Kısacası aydınlarımızın batıcı olanları kadar muhafazakâr görünenlerinde de ortak kabul: eski medeniyetimizin yetersizliği, yenisinin ise bir türlü alınamayışıdır. Hâlbuki bizim burada anlatmaya çalıştığımız düşüncede, bizzat bu Batı Medeniyeti denen şeyin bir sorguya çekilmesi ve eski medeniyetimizle ilgili harc-ı alem görüşleri bir tarafa bırakıp onu yeniden değerlendirme gereği üzerinde durulmaktadır."

"Şimdiye kadar hep önce iman sonra şüphe yolunu tuttuk; şimdi de şüphe ile başlayarak imanı arayalım."

Tarihte Türkler

Sosyoloji ile tarihin birbirinden ayrılmayacağına inanan mütefekkirin tezlerini üzerine bina ettiği tarih algılamasının siyasi kısmının tasviridir. Üzerinde ittifak edilmiş tarihi hadiseler kronolojik sırayla ve çekici bir üslupla anlatılır. Türklerin kurduğu ilk imparatorluk olarak tavsif edilen Hunlardan başlayarak son imparatorluk Osmanlı'nın yıkılmasına kadar olan dönem ele alınır. Konular önemlerine göre sınıflandırılır ve çağımıza yaklaştıkça teferruatlandırılır. Kültürümüzün temel tarihi kaynaklarıyla kurulan sağlıklı ilişki her cümleye ve satıra sinmiştir. Her yaştan insanların okuyabileceği, iddiası iddiasız olmakta gizli bir Türk Tarihi!

Sosyal Meseleler ve Aydınlar

Yazarın çeşitli mecmualarda neşredilen makaleleri Ruhi Güler ve Erol Kılınç tarafından "Milli Kültür Meselelerimiz", "Edebiyata Bakış", "Meselelerimiz ve Aydınlarımız" başlıkları altında derlenmiştir. Eserin ağırlığını, telif kitaplarda işaretleri verilen, aydınlarla alakalı tespitler teşkil eder.

"Türk münevveri yüz yıl önceki Türkçeyi kullanmayacak ama bin yıl önceki metinleri bile anlayacak, yeni harfleri kullanacak ama üniversite kapısı önündeki kitabeyi görünce alık alık bakmayacak, demokrat olacak ama atalarının siyasi ve idari dehasından faydalanmasını bilecek; bir Osmanlı Türk'ü gibi ayakları yerde başı dik, gönlü geniş, kalbi metin olacak, hiç bir zaman basitliğe düşmeyecek."

Kitaba son bölüm olarak Erol Güngör'le yapılan bazı "mülakat ve sohbetler" ilave edilmiştir.

Kelâmi Sahada Estetik Yapı Organizasyonu

İlk çalışmalarını tecrübi psikoloji dalında yapan yazarın sanatın kelami sahası olarak nitelediği edebiyattaki estetik yapının kuruluşu hakkındaki doktora tezidir. Küçük hacmine rağmen sadece ülkemizde değil, dünya entelijansyası tarafından da çok az ele alınan bir konuda isabetli yaklaşımlarda bulunur, vukufiyetli ve vazıh tespitler yapar. Nükte, hikaye ve roman üzerinden, denekler vasıtasıyla yaptığı alan araştırması ile okuyucunun takip sırasındaki zihni terkibinin uyum ve karşıtlık durumları arasındaki beklentilerini inceler.

Şahıslararası İhtilafların Özümünde Lisanın Rolü

Laboratuar şartları altında ihtilafa düşürülen iki şahıs arasındaki münakaşanın lenguistik tahlili yapılarak objektif ve subjektif mana sistemlerinin nisbî ehemmiyeti tatbik edilmiştir. Girişte psikolojinin yeni ehemmiyet vermeye başladığı ihtilaf problemleri hakkındaki nazariyeler ele alınır. Eserin esas mevzuunu teşkil eden ikinci bölümde aynı kelime ve kavramlara yüklenen objektif ve subjektif manaların ihtilafın oluşmasındaki ve şekillenmesindeki tesirleri değerlendirilir. Mütefekkirin Amerika'da bulunduğu sırada yaptığı deney ve araştırmaların hülasası olarak doçentlik tezidir.

Değerler Psikolojisi Üzerine Araştırmalar

"Ahlak değerleri diğer değerlere oranla, psikolojinin önemli bir konusunu teşkil eder, çünkü insanın sosyal gelişmesi genellikle bir ahlaki gelişmeden ibarettir. Sosyal bir varlık olmak, başka insanlarla karşılıklı ilişkiler halinde yaşamak demek olduğuna göre, böyle bir hayatın öncelikle ahlak değerlerine dayanması şaşırtıcı değildir. Ahlak değerleri nelerden ibarettir, ahlak değerleriyle davranış arasındaki ilişki nedir, ahlak değerleri nasıl meydana gelir, nasıl öğrenilir ve benimsenir? Ahlaki düşüncenin genel zihin gelişmesi içerisindeki yeri nedir?"

Bu soruların cevaplarını takip eden ikinci bölümde ahlak değerleriyle sosyal, iktisadi, estetik, vs. diğer değerler arasındaki muhtemel ilişkiler araştırılmış, Türk toplumunun belli kesimlerinden alınan örnek grupların değer sistemleri arasında karşılaştırma yapılmıştır.

Türkiye'de Misyoner Faaliyetleri

Güngör'ün henüz 19 yaşında bir delikanlı iken kaleme aldığı, ilerde vereceği büyük eserlerin habercisi olan eseridir. Kültürümüzün geçirmekte olduğu buhrana paralel bir şekilde güçlenen Hıristiyanlaştırma faaliyetlerinin niteliğine dikkat çeker. Lüzumsuz doktrin mukayeselerine bulaşmadan manzarayı kültürel ve içtimai boyutlarının bütünlüğü içerisinde tasvir eder.

"Türkiye'deki Hıristiyan kültürü, yerli kültürün uğradığı tahribat neticesinde onun yerine kaim olmak üzere yayılan bir içtimai vetire teşkil etmektedir. Bu vetirenin tarihi inkişafı ve halen kat ettiği merhaleyi kısaca da olsa gözden geçirmek faydalı olacaktır."

***
Kaynaklar :
Kültür Bakanlığı
Vikipedi
Ötüken Neşriyat

Türk aydınlarından : Erol GÜNGÖR

24/4/2008 · Kategori: Turk_e


( 25 Kasım 1938 - 24 Nisan 1983 )

Erol Güngör, 25 Kasım 1938′de Kırşehir’ de dünyaya geldi. Dedesi Kırşehir’de Ahi Tekkesinin son şeyhi aynı zamanda Ahi Evren Camiinin imamı olan Hafız Osman Efendi’dir. Yetişmesinde ailesinin ve yaşadığı çevrenin etkisi büyüktür. Daha ortaokulda iken eski Türk alfabesini öğrendi. Lisede iken Lütfi İkiz Bey’den Arapça dersleri aldı. Bu eğitim ile Türk-İslam eserlerini okudu. Taberi tarihinin tamamına yakınını ezberledi. Lise yıllarında mahalli gazetede başlayan yazarlığı, hayatı boyunca devam edecekti.

1956 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk bölümüne kaydoldu. Burada hocası Fethi Gemuhluoğlu onu Mümtaz Turhan’la tanıştırdı. Mümtaz Turhan hocanın teşvikiyle hukuk fakültesinden ayrılıp İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesine kaydını yaptırdı.

Fransızca ve İngilizce öğrenen Güngör, misafir profesör olan Hains’in asistanlığını yaptı ve derslerini Türkçeye çevirdi. 1961 yılında fakülteden mezun olan Güngör, Tecrübî Psikoloji kürsüsünde asistan oldu. Bu sırada Türkiye’de yeni bir bilim dalı olan Sosyal Psikolojiye yöneldi. Bu disiplinin önemli eserlerinden Krech ve Crithfield’in Sosyal Psikoloji kitabını Türkçeye çevirdi.

1965′de “Kelâmî (Verbal) Yapılarda Estetik Organizasyon” adlı teziyle doktor oldu.1966′da ABD Colorado Üniversitesinden tanınmış sosyal - psikolog Kenneth Hammond’un daveti üzerine Amerika’ya gitti. Bu üniversitenin Davranış Bilimleri Enstitüsünde milletlerarası bir ekibin araştırmalarına katıldı. Sosyal-psikoloji ders ve seminerlerini yürüttü.

“Şahıslar arası İhtilafların Çözümünde Lisanın Rolü” konulu teziyle 1970 yılında doçent oldu. Akademik çalışmalarının yanı sıra çeşitli yerlerde yazılar yazmaya devam etti. Erol Güngör üniversitede verdiği derslerle, ilmi yayınlarıyla Türkiye’de sosyal-psikoloji dalını önemli bir saha haline getirdi. Başbakanlık Planlama Teşkilatı, Milli Eğitim Bakanlığı ile Kültür Bakanlığının çeşitli komisyonlarında vazife aldı.

1978′de “Değerler Psikolojisi Üzerine Araştırmalar” adlı teziyle sosyal-psikoloji profesörü oldu.1982′de Konya Selçuk Üniversitesi’ne rektör tayin edildi ve bu görevi sırasında 24 Nisan 1983′de vefat etti.

Erol Güngör’ün yazıları Türk Yurdu, Klinik Sempozyum, Hisar, Türk Birliği Dergisi, Töre, Türk Edebiyatı, Türk Kültürü, Milli Eğitim ve Kültür, Milli Kültür, Konevî, Toprak ve Diriliş dergileri ile Millet, Her Gün, Yeni Düşünce, Yeni Sözcü, Yol, Ayrıntılı Haber, Yeni İstanbul ve Ortadoğu gazetelerinde yayınlandı. Bunlardan 1974–1977 tarihleri arasında başyazarlığını yaptığı Ortadoğu Gazetesi, onun Türk fikir hayatında yer edinmesi ve popülerleşmesine önemli katkı sağlamıştır.

Hocanın en verimli dönemi 70'li yıllardır. Hemen hemen bütün eserlerinde geleneği, halk, kültür, din ve şahsiyet ile yorumlamaktadır. Güngör'ün muhafazakarlığı statükoculuğa kapalı, değişimlere ve yenilikçiliğe açıktır.

Türkiye’nin yetiştirdiği nadir bir fikir adamı, Sosyal-psikolog ve yazardı. Güngör, tabulara izin vermeden geniş bir yelpazede, günümüze ve insanımıza dair önemli meseleler hakkındaki birçok soruya cevap aramıştır. Aynı zamanda yabancı fikir adamlarından birçok çeviri yaparak hem doğuyu hem de batıyı tanıyan Güngör, bu araştırmalarını Tarih, sosyoloji, İslam-Tasavvuf gibi konu başlıkları altında okuyucularına sunmuştur.

"Gençler ideoloji yerine fikir sahibi olmayı tercih ederlerse kendilerinden beklenen hizmeti yapabilirler. Cemiyetçi ve partici üniversite gençlerine böyle bir eşkıyalığı hiç de uygun görmeyenler, yumruklu kavga yerine fikir mücadelesini tavsiye ediyorlar. Bunlar kardeş kardeş otursun, fikirlerini münakaşa etsinler, deniyor. Acaba bu münakaşayı yapacak olan hangi fikirdir, nerededir? Fikir sahibi olan bir insan nasıl olur da karşısındakiyle yumruklaşır? Memleketteki babasına bir sahife doğru Türkçe mektup yazamayan, fakülteye vereceği dilekçeyi başkalarına danışan bu gençler hangi fikrin münakaşasını yapacaklar?."


***

Kaynaklar :
Yeniçağ
Vikipedi
Erol Güngör Blog Sayfası

Türklerin Soyağacı

18/4/2008 · Kategori: Turk_e

« Önceki ::